
***
Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında önümüzdeki hafta sonu oynanacak maç, ligin zirvesi ve play-off'lar için önem arz etmekte. İki ekip de birtakım saha dışı problemler ile uğraşırken, bu önemli mücadele geldi çattı. İki ekibe de artıları ve eksileri ile bakalım.
Takımları değerlendirmek ve onun üzerine kısa bir yorumda bulunmak gerek. Ev sahibi ekip Fenerbahçe, futbol dışı faktörlerden en çok etkilenen takım konumunda. Özellikle medyada çokça tartışılan bu 'şike' meselesi, futbolun 'oyun' olduğu gerçeğinin çok önüne geçti. Artık futbolun sahadaki değeri ikinci planda kalırken, mahkeme koridorlarındaki durumu daha çok konuşulur oldu. Tabii, bu programların başlıca öznesi de 'Fenerbahçe' oldu. Bunlar medyada büyük yankılar uyandırırken, futbolcuların ve teknik heyetin, bu haberlerden etkilendiği de açıkça ortada. Ayrıca birtakım haberlerin de 'tuhaf' zamanlarda servis edilmesi tartışılan bir diğer konu oldu.
Beşiktaş da bu süreç içinde yara alanlardan. Spor Toto Süper Lig ve UEFA Avrupa Ligi'nde iyi sonuçlar alıp yoluna devam ederken, 'Ne olacak?' sorusu Beşiktaşlıların kafasının bir yerinde beliriyor. Ama yine de çok fazla 'yumruk' yemedi Beşiktaş. Belki süreci iyi idare ettiler, belki de 'mass-media' Beşiktaş'ın suçsuzluğuna inandı. Kısacası, Beşiktaş için işler, daha çok yeşil çimlerde kaldı. Psikolojik anlamda çok derin yaralar almadılar.
***
Yeşil sahaya henüz geçiyoruz, maalesef...
***
Fenerbahçe, inişli - çıkışlı performansı ile çok şaşırtıyor. Bazen maç içinde düşüşler yaşanıyor, bazen iki haftalık performans kıyaslandığında düşüşler gözlemleniyor... Ama özellikle dikkat çeken nokta, maç içindeki düşüşler. Maçın ilk devresi fırtına gibi esen Fenerbahçe, soyunma odasından döndüğünde başka bir kimliğe bürünüyor. Adeta 'formaları başka adamlar' giyiyor. Fenerbahçe adına en olumsuz nokta burası.. Sakatlıklar, cezalar vs. bir şekilde alternatif oyuncular ile telafi edilebilir ama maç içinde yaşanan bu performans düşüşleri farklı bir çalışma, konsantrasyon isteyen bir iş. Çok kritik bir nokta. Özet; Fenerbahçe 'iyi oyununu' 90 dakika sürdüremiyor.
Beşiktaş ise Kayseri maçına kadar istikrarlı sonuçlar alıyordu. Özellikle Manuel Fernandes'in direksiyona geçtiği maçlarda, sonuca hemen gidebiliyorlardı. Diğer rollerdeki oyuncular da görevini eksiksiz yaptığında 'yenilmesi zor bir takım' oluyordu Beşiktaş. Quaresma ve Simao'nun dönüşü-bu oyuncular yedek 'oturtulamıyor'- Beşiktaş'ı 'takım oyunu'ndan uzaklaştırıp, bireysel yeteneklere yaslanan bir takım haline getiriyor. Kısacası; Beşiktaş bireysel yetenekten ziyade takım oyununa bağlı olmalı. Bireysellik, savurganlık getiriyor Beşiktaş'a
***
Sakatlıklar ve cezalar, bazı oyuncular haricinde, iki takım tarafından da kolaylıkla tolere edilebilir. Beşiktaş'ta Fernandes, Fenerbahçe'de ise Alex dışında herkesin boşluğu doldurulabilir.Ayrıca iki takımın savunmasındaki Egemen ve Yobo da önemli roller üstlenmekteler. Bu iki oyuncunun yokluğu da takımlara sıkıntı yaratabilir.
***
Sürpriz faktörler de olabilir... Sow son 30 dakikada şans bulabilir. Bienvenu, Beşiktaş maçını 'taraftarın ve camianın gözüne girme fırsatı' olarak görüp yüksek motivasyonla oynayabilir.
Beşiktaş'ta ise Fernandes kırmızı karttan sonraki tavırları nedeniyle iki maç ceza alabilir. Ama bu durum, yalnızca 'hakem raporu' ile mümkün olabilir. Quaresma, ikinci devrenin kendisi adına 'kurtuluş maçını' oynayabilir. Bu, ona yüksek motivasyon sağlayacaktır. Bir de Hilbert'in dönüşü, siyah-beyazlılar için önemli olacaktır.
***
Tahminim derseniz; Ben Fenerbahçeliyim ve Fenerbahçe'nin kazanmasını umuyorum, diliyorum :)
Açık yürekli olmak gerekirse, bu şekilde bir görüşüm var.
Tavsiyem; bu maça iddaa oynamayın, yatabilirsiniz.
***
En büyük dileğim; şu çamur deryasına dönen futbol ortamında, iki takımın da iyi oyunlar ortaya koyması ve centilmence bir maç olması... İki takım taraftarının birbirlerine gösterdikleri sportmenlik ve nezaket, umarım yeşil çimlerde de hayat bulur.






