Twitter'dayım

4 Eylül 2011 Pazar

"LOBİ"

Türkiye-Kazakistan, Türkiye-Litvanya ve en son Türkiye-Polonya... Türk sporunun son zamanlarda oynadığı en önemli 3 maç ve bunların hepsi milli takımlar düzeyinde, kulüp ayrımı veya taraftarlığı söz konusu değil. Yani tüm milletimizi ilgilendiren ve hayati önem taşıyan 3 organizasyon. Organizasyon diyorum çünkü; çünküsü hep bir kumpas içinde oynatılıyoruz ve baş aktör hep aynı: HAKEMLER.

Evet, iyi oynamadık üç karşılaşmada da ancak; karşı takımlar da bizden üstün değillerdi. Şans faktörü ve hakemler bu durumlarda hep öne çıktı."Şans faktörü" Kazakistan maçında bizim yanımızda idi. Arda'nın çok da etkili olmaya frikiği rakip takımın oyuncusunun ayağına çarparak, tam köşeye, istediğimiz yere gitti ve neticede golü bulduk. 3 puanı da aldık, Belçika'ya karşı avantaj da yakaladık. Amma ve lakin, bu maç o dakikaya kadar da gelmezdi, eğer hakem 'buz' gibi golümüzü verseydi. Sıralayalım; 1-Fransız hakem.
Gelelim Litvanya maçına... Yine kötü oynuyoruz, istediğimiz oyunu yansıtamıyoruz ancak karşı takımı "Çanakkale geçilmez!" diyerek savunuyoruz. Ve oyunu skor olarak dengede tutuyoruz, onların çok iyi oynamasına ve iyi yüzde ile atış sokmasına rağmen. Ancak Spyridon Gontas adlı Yunan hakem bizim rakibe üstünlük kurmamızı engellemek adına her şeyi deniyor. Ortada olan pozisyonları hep karşı taraf lehine kullanıyor. Evet, seyirci baskısı birkaç düdük çaldırır ama tüm düdükleri de karşı rakip lehine çaldırtmaz. Neyse bunu da kaybediyoruz, hem beceriksizliğimizden hem de hakem faktöründen. Etti 2- Yunan hakem.
Üçüncüsü ve en vahimi..Sergey Mikhaylov..  Rus hakem bizim içimizi yakan hakem. Neden olduğunu bilmediğimiz, bu oyunun kitabında yazmayan onlarca düdük çaldı. Teknik fauller, sportmenlik dışı fauller, Ömer Aşık'ın devre dışı bırakılmaya çalışılması; bu işin bir organizasyon olduğunu gösteren en önemli doneler. Yine çok kötü oynadık ama şu da var; "Kötü oynayarak da maç kazanılır." Ancaaaak, biz kazanamıyoruz. Kazanmak için iyi değil, çok çok iyi oynamamız gerekiyor. Rakip takımlar genelde 11+ hakem ya da 5+hakem(ler) şeklinde oynuyor. Bunlar bahane olmamalı ama bizim için bu tip engeller de olmamalı. İşi kitabına göre oynamalı.
'Lobi' idi başlığımız. İşte yukarıda anlattıklarımızın tekrar tekrar yaşanmaması için en azından "objektiflik" lobisi oluşturmalıyız."Pressure group" dediğimiz şeyler bizde de olmalı. Sakın yanlış anlamayın haa!! Ben sadece 'aleyhimize' çalınan düdüklerin bitmesi için söyledim bunları. Yoksa güreşirken yandan birilerinin rakibe çelme takması için değil.

Adaylarımız da yok değil...
Şenes Erzik, Turgay Demirel, Levent Bıçakçı ilk aklıma gelenler. Bir de başbakan bu işe el atabilir. Bir 'van minüt' demek gerek bu konuda da.

Spor ahlakı gerek bu AVRUPALILARA.

Top bizde olmalı, hakemlerde değil !!!
Bu serbest vuruşta barajı geçersek "gol" olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder