Twitter'dayım

2 Aralık 2011 Cuma

Futbol Dersi

Tolunay Kafkas, Türk futbolunun eli-yüzü düzgün, futboldan anlayan, çağdaş teknik adamlarından biri. Kayserispor ve Gaziantep'te başarılı sezonlar geçiren Kafkas, iki kulüpten de dönemsel performansının kötü olması nedeniyle ayrıldı. Dönemsel diyorum çünkü; her takımın kötü zamanı vardır, sabır gösterilirse elbet düzelir. Ancak bu sabır Tolunay Hoca'ya gösterilmedi. Ve en son Türk Milli Takımı'nın gençlere yönelik çalışmalarının başına getirildi ve şu anda kendisinden projeler üretmek adına büyük beklentiler var.

Okullarda Futbol Dersi

Kafkas'ın ilk dillendirdiği projesi; zorunlu futbol dersinin müfredata konulması. Böylece 11 milyon çocuğun-15 yaş altı- futbolla daha doğru çerçevelerde karşılaşması sağlanacak. Futbola ilgi duymayan çocuklar belkide futbola başlayacak. Yetenekli oyuncular parlayacak, yeteneği üst düzeyde olmayanların da mücadele gücü kazanması sağlanacak... Bülent Korkmaz, Arda, Emre, Okan, Hakan, Rıdvan, Oğuz, Lefter, Metin... Belki de bunlar tekrar doğacak..

Ama bu proje bir bebek gibi olacak. Bebek hemen yürüyemez, hemen konuşamaz, hemen büyüyemez... Sabır gerek, sabır gösterecek eğitimciler gerek...

Evet, en büyük önem taşıyan nokta; eğitim.

Tekniği, taktiği, fiziği, psikolojiyi, beslenmeyi, gençleri bilen eğitimciler gerek. Neden mi? Çünkü çocuklar her şeyi en baştan, en sağlam şekilde öğrenmeli. Bunun için en başta eğitimciler eğitilmeli. Sonrasında ise çocuklar için başlanmalı eğitime.

Bu konuda çok ama çok uzun şeyler söylenebilir ancak şimdilik bunlarla yetiniyorum. Giriş mahiyetinde olsun bu. Devamı şöyle olacak; Eğitmen Eğitimi

2 yorum:

  1. Yazınızı twitter'da görüp okuma imkanı buldum. Bir futbol izleyicisi ve onun dışında bir sınıf öğretmeni adayı(son sınıf) olarak Tolunay hocanın bu önerisi gerçekleşecek bir beklenti gibi gözükmemektedir. Bunu söylememdeki sebep ise eğitim sistemimizin 98 ve sonrasında 2004 yıllarında kabul edilen yeni programlardan sonra yeni bir kimlik kazanıyor olması. Yeni sistemde eğitim-öğretim eskisi gibi ''öğretmen'' odaklı değil ''öğrenci'' odaklıdır. Aslında bu durum yazı ve tolunay hocanın söylemi konusunda bir avantaj. Tekrar eğitim sistemine dönecek olursak; öğrenci merkezli olmak demek, öğretimin öğrencinin bilişsel,duyuşsal ve psikomotor özelliklerine ve ilgi durumuna göre işlemesi anlamına gelir. Bu bakış açısına göre; isteği, arzusu, becerisi futbola yatkın olan çocuk için bu öneri olumlu gözükebilir. Ancak, ilgisi resim, müzik, dil, matematik gibi çeşitli alanlarda olan, becerisi futbol dışında olan öğrencilere futbolu zorunlu ders olarak dayatırsak, bu yeni eğitim yaklaşımımıza ters olacağından gerçekleşme imkanı biraz zor. Bu söylediğim müfredat içeriğinde bulunan diğer dersler içinde geçerli olmalıdır. Peki ne olmalıdır? Seçmeli ders en uygun olması gerekendir. sadece futbol değil, diğer spor ve sosyal faaliyetleri içeren alanların da seçmeli olması güzel bir başlangıç olabilir diye düşünüyorum.
    Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramına göre insanlarda 8 farklı zeka alanı bulunmaktadır. Bu kuram eğitim programımızın önemli bir noktasını oluşturmaktadır. Bu alanların hepsi insanlarda bulunur ancak bazıları daha üst seviyede bulunur. Bu alanlar:
    1. Sözel
    2. Mantıksal/ Matematiksel
    3. Uzamsal/görsel
    4. Bedensel
    5. İşitsel/Müziksel
    6. Sosyal
    7. Bireysel
    8. Doğa zekası

    şeklindedir.
    Uzun lafın kısası, Seçmeli ders olarak programımıza girmesi sadece futbolda değil, diğer spor,sanat gibi alanlarda da çocuklarımızın yeteneklerini gösterme, geliştirme adına fırsat verilmesine olanak sağlar. Bu konu tartışılmalı ve diğer gerekli alanlarda işin içine katılmalı, daha fazla dillendirilmelidir.

    YanıtlaSil
  2. Evet, haklısınız. Ama takdir edersiniz ki Tolunay Hoca bunu futbol bağlamında değerlendirecektir. Bulunduğu konum bunu gerektiriyor. Eğer diğer federasyonlar da böyle bir çalışma yaparsa, dediğiniz şey gerçekleşebilir.

    YanıtlaSil